Sibel Arslan
Köşe Yazarı
Sibel Arslan
 

Kadın Emeğinin Görünürlüğü ve Sürdürülebilir Kalkınma

Görünmeyen Güç: Kadın Emeği Olmadan Sürdürülebilir Kalkınma Mümkün mü? Dünyayı ayakta tutan emek her zaman göz önünde değildir. Evde, tarlada, atölyede, ofiste ya da bakım hizmetlerinde kadınlar, çoğu zaman adı konmadan, ölçülmeden ve karşılığı tam olarak verilmeden çalışmaya devam eder. Oysa sürdürülebilir kalkınmanın temelinde yalnızca ekonomik büyüme değil; adalet, eşitlik ve kapsayıcılık yer alır. Kadın emeğinin görünür olmadığı bir kalkınma modeli ne kadar sürdürülebilir olabilir? Sürdürülebilir kalkınma, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların yaşam hakkını tehlikeye atmayan bir kalkınma anlayışını ifade eder. Bu yaklaşım; ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel denge olmak üzere üç temel sütun üzerine kuruludur. Ancak bu sütunlardan biri eksik bırakıldığında, kalkınmanın sürdürülebilirliğinden söz etmek mümkün değildir. Kadın emeğinin görünürlüğü meselesi, tam da bu noktada kritik bir rol oynar. Kadın emeği çoğu zaman kayıt dışı, ücretsiz ya da düşük ücretli alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ev içi bakım hizmetleri, çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi işler toplumsal olarak “kadının görevi” olarak kabul edildiğinden, ekonomik bir değer üretmediği varsayılır. Oysa bu emek, hem iş gücünün yeniden üretimini sağlar hem de sosyal yapının devamlılığını mümkün kılar. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre kadınlar, erkeklere kıyasla günde ortalama üç kat daha fazla ücretsiz bakım emeği harcamaktadır. Bu durum kadınların eğitim, istihdam ve karar alma mekanizmalarına katılımını sınırlamakta; dolayısıyla kalkınma sürecinde potansiyellerinin tam olarak değerlendirilmesini engellemektedir. Ekonomik Kalkınma ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik boyutu, yalnızca üretim artışıyla değil, bu üretimin kimler tarafından ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğiyle de ilgilidir. Kadınların iş gücüne eşit ve nitelikli katılımı, ekonomik büyümeyi doğrudan olumlu etkilemektedir. Dünya Bankası verileri, kadınların istihdama katılım oranındaki artışın ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılasını önemli ölçüde yükselttiğini ortaya koymaktadır. Buna karşın, cam tavanlar, ücret eşitsizliği ve güvencesiz çalışma koşulları kadın emeğinin değerini düşürmeye devam etmektedir. Aynı işi yapan kadınlar ve erkekler arasındaki ücret farkı, yalnızca bireysel bir adaletsizlik değil; yapısal bir kalkınma sorunudur. Kırsalda Kadın Emeği ve Sürdürülebilirlik Kadın emeğinin görünmezliğinin en çarpıcı örneklerinden biri kırsal alanlarda karşımıza çıkar. Tarımda çalışan kadınlar, üretimin her aşamasında yer almalarına rağmen çoğu zaman “çiftçi” olarak tanımlanmaz; sosyal güvenceye ve karar alma süreçlerine dahil edilmezler. Oysa sürdürülebilir tarım, yerel bilgiye, çevreyle uyumlu üretim pratiklerine ve topluluk temelli yaklaşımlara dayanır. Bu unsurların büyük bir kısmı kadınların deneyimi ve emeğiyle şekillenir. Kadınların tarımsal üretimde güçlendirilmesi; gıda güvenliğini artırmakta, yoksulluğu azaltmakta ve kırsal kalkınmayı hızlandırmaktadır. Bu nedenle kadın emeğinin görünür kılınması, yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliğin de anahtarıdır. Politikalar, Temsiliyet ve Görünürlük Kadın emeğinin görünür olması, yalnızca istatistiklerde yer almakla sınırlı değildir. Karar alma mekanizmalarında kadınların temsili, kalkınma politikalarının kapsayıcı olmasını sağlar. Yerel yönetimlerden uluslararası kuruluşlara kadar her düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten politikalar, sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturur. Eğitim, bakım hizmetleri, esnek ve güvenceli çalışma modelleri gibi alanlarda geliştirilecek politikalar; kadınların ekonomik ve sosyal hayata tam katılımını destekler. Aynı zamanda erkeklerin bakım emeğine katılımını teşvik eden yaklaşımlar, toplumsal cinsiyet rollerinin dönüşümünü hızlandırır. Sonuç: Sürdürülebilir Gelecek İçin Görünür Emek Kadın emeğinin görünürlüğü, sürdürülebilir kalkınmanın vazgeçilmez bir unsurudur. Görünmeyen emeğin tanınması, ölçülmesi ve desteklenmesi; daha adil, kapsayıcı ve dirençli toplumların inşasını mümkün kılar. Kalkınmayı yalnızca rakamlarla değil, yaşam kalitesiyle ölçen bir anlayış benimsendiğinde, kadın emeği artık arka planda kalamaz. Sürdürülebilir bir gelecek, ancak kadınların emeğinin değer gördüğü, haklarının güvence altına alındığı ve karar süreçlerine eşit şekilde katılabildiği bir dünyada mümkündür. Çünkü görünmeyen emek görünür kılınmadan, gerçek bir kalkınmadan söz edilemez.   Sibel Arslan İktisatçı RHEA SYSTEM Kurucusu
Ekleme Tarihi: 25 Ocak 2026 -Pazar

Kadın Emeğinin Görünürlüğü ve Sürdürülebilir Kalkınma

Görünmeyen Güç: Kadın Emeği Olmadan Sürdürülebilir Kalkınma Mümkün mü?

Dünyayı ayakta tutan emek her zaman göz önünde değildir. Evde, tarlada, atölyede, ofiste ya da bakım hizmetlerinde kadınlar, çoğu zaman adı konmadan, ölçülmeden ve karşılığı tam olarak verilmeden çalışmaya devam eder. Oysa sürdürülebilir kalkınmanın temelinde yalnızca ekonomik büyüme değil; adalet, eşitlik ve kapsayıcılık yer alır. Kadın emeğinin görünür olmadığı bir kalkınma modeli ne kadar sürdürülebilir olabilir?

Sürdürülebilir kalkınma, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların yaşam hakkını tehlikeye atmayan bir kalkınma anlayışını ifade eder. Bu yaklaşım; ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel denge olmak üzere üç temel sütun üzerine kuruludur. Ancak bu sütunlardan biri eksik bırakıldığında, kalkınmanın sürdürülebilirliğinden söz etmek mümkün değildir. Kadın emeğinin görünürlüğü meselesi, tam da bu noktada kritik bir rol oynar.

Kadın emeği çoğu zaman kayıt dışı, ücretsiz ya da düşük ücretli alanlarda yoğunlaşmaktadır. Ev içi bakım hizmetleri, çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi işler toplumsal olarak “kadının görevi” olarak kabul edildiğinden, ekonomik bir değer üretmediği varsayılır. Oysa bu emek, hem iş gücünün yeniden üretimini sağlar hem de sosyal yapının devamlılığını mümkün kılar.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre kadınlar, erkeklere kıyasla günde ortalama üç kat daha fazla ücretsiz bakım emeği harcamaktadır. Bu durum kadınların eğitim, istihdam ve karar alma mekanizmalarına katılımını sınırlamakta; dolayısıyla kalkınma sürecinde potansiyellerinin tam olarak değerlendirilmesini engellemektedir.

Ekonomik Kalkınma ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik boyutu, yalnızca üretim artışıyla değil, bu üretimin kimler tarafından ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğiyle de ilgilidir. Kadınların iş gücüne eşit ve nitelikli katılımı, ekonomik büyümeyi doğrudan olumlu etkilemektedir. Dünya Bankası verileri, kadınların istihdama katılım oranındaki artışın ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılasını önemli ölçüde yükselttiğini ortaya koymaktadır.

Buna karşın, cam tavanlar, ücret eşitsizliği ve güvencesiz çalışma koşulları kadın emeğinin değerini düşürmeye devam etmektedir. Aynı işi yapan kadınlar ve erkekler arasındaki ücret farkı, yalnızca bireysel bir adaletsizlik değil; yapısal bir kalkınma sorunudur.

Kırsalda Kadın Emeği ve Sürdürülebilirlik

Kadın emeğinin görünmezliğinin en çarpıcı örneklerinden biri kırsal alanlarda karşımıza çıkar. Tarımda çalışan kadınlar, üretimin her aşamasında yer almalarına rağmen çoğu zaman “çiftçi” olarak tanımlanmaz; sosyal güvenceye ve karar alma süreçlerine dahil edilmezler. Oysa sürdürülebilir tarım, yerel bilgiye, çevreyle uyumlu üretim pratiklerine ve topluluk temelli yaklaşımlara dayanır. Bu unsurların büyük bir kısmı kadınların deneyimi ve emeğiyle şekillenir.

Kadınların tarımsal üretimde güçlendirilmesi; gıda güvenliğini artırmakta, yoksulluğu azaltmakta ve kırsal kalkınmayı hızlandırmaktadır. Bu nedenle kadın emeğinin görünür kılınması, yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliğin de anahtarıdır.

Politikalar, Temsiliyet ve Görünürlük

Kadın emeğinin görünür olması, yalnızca istatistiklerde yer almakla sınırlı değildir. Karar alma mekanizmalarında kadınların temsili, kalkınma politikalarının kapsayıcı olmasını sağlar. Yerel yönetimlerden uluslararası kuruluşlara kadar her düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten politikalar, sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturur.

Eğitim, bakım hizmetleri, esnek ve güvenceli çalışma modelleri gibi alanlarda geliştirilecek politikalar; kadınların ekonomik ve sosyal hayata tam katılımını destekler. Aynı zamanda erkeklerin bakım emeğine katılımını teşvik eden yaklaşımlar, toplumsal cinsiyet rollerinin dönüşümünü hızlandırır.

Sonuç: Sürdürülebilir Gelecek İçin Görünür Emek

Kadın emeğinin görünürlüğü, sürdürülebilir kalkınmanın vazgeçilmez bir unsurudur. Görünmeyen emeğin tanınması, ölçülmesi ve desteklenmesi; daha adil, kapsayıcı ve dirençli toplumların inşasını mümkün kılar. Kalkınmayı yalnızca rakamlarla değil, yaşam kalitesiyle ölçen bir anlayış benimsendiğinde, kadın emeği artık arka planda kalamaz.

Sürdürülebilir bir gelecek, ancak kadınların emeğinin değer gördüğü, haklarının güvence altına alındığı ve karar süreçlerine eşit şekilde katılabildiği bir dünyada mümkündür. Çünkü görünmeyen emek görünür kılınmadan, gerçek bir kalkınmadan söz edilemez.

 

Sibel Arslan İktisatçı

RHEA SYSTEM Kurucusu

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve isdunyasindakadin.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.